8 Ekim 2009 Perşembe

YÜZLEŞME

Her ne yaptımsa bir çare bulamadım yalnızlığıma, tek korkum buydu ve en sonunda başıma geldi. Derlerdi de inanmazdım korkuğun başına gelir fazla üstüne gidersen diye gerçektende öyle oldu. Şimdi inanıyorum. Anlatacağım nerden çıktı ne zaman başladı bu korkum;
Kırklı yaşlarımın başındaydım, artık gençliğim geride kalmıştı. Eskisi kadar zevk almıyordum yaptıklarımdan, ayak uyduramıyordum dünyanın akışına evlatlarıma, artık onlara göre ben çağın gerisinde kalmıştım ve zamanı onlar idare ediyordu sanki. Her gün yeni bir şey çıkıyor ve ben artık o yeniliklere ayak uydurmaya kendimi zorladıkça benden bir şeyler eksiliyordu. Artık ayak uyduramadığımı anlamaya başlamıştım. Bu beni öyle çok üzüyordu ki kendimi hayat sanki bana tamam artık sen biraz kenara çekil sen tamamlanıyorsun diyordu bana.Ama benim daha yapacak çok işim vardı.Hem o kadarda yaşlı değildim daha ama işte hayat insana olduğundan daha acımasız davrandığı için her insana farklı geliyor bu tür düşünceler.Gençken düşünemiyorsun bu zamanlara gelebileceğini o zamanlar yaşlılık bile insanın aklına gelmiyor, sanki yerden yukarda dolaşıyorsun,dünya gözüne tozpembe görünüyor.Keşke o günlere bir gün bile dönüş şansım olsa o günleri bir güne sığdırıp bana sunsalar bana en büyük ödülü vermiş olurlar.Şimdi o günler hatıralarımda tozlu raflarda ve geceleri rüyalarımda tekrar önüme çıkıyor.
Dedim ya hayat su misali akıp geçiyor işte kırk yaşımda geride kaldı korkularımın ilk başladığı zaman şimdi yalnızım ne evimde o şen çocuk çığılıkları, ne hayatımın kokuşturması var, tek yaptığım o dört duvar arasında tek başıma sessizliğin sesini dinlemek, gündüzleri yine biraz iyi de geceleri kafamı yastığa koyduğum anda çöküyor içime hüzün, acaba ne zaman gözlerim açılmamacasına kapanacak diye düşünüyorum ve bu kaçınılmaz bir son benimde bir gün kapanacak gözlerim ve bir daha hiç açılmamacasına.

Aynalara bile küstüm, doğru düzgün göstermiyor yüzümü, her yanım çizgilerle dolu bu ben miyim dediğim zamanlar atık aynalara da bakmıyorum ben ben değilim çünkü ben sadece içimdeki beni kendi yaratığım aynada görmek istiyorum. O zaman istediğim ana dönüp kendimi görmek isteğim gibi görebilirim.Bu benim için biraz daha rahatlatıcı bir durum oluyor.Dedim zaman su misali akıp gidiyor işte bugün varken yarının hatta bir saniye sonrasının ne olacağı belli olmazken bu günü yaşamak bile en büyük ödül aslında,ama içimdeki gençliğe olan özlemi anlatmak yüreğimi derinden yaralıyor.Her ne olursa olsun bu anlarımın tadını çıkarmaya çalışıyorum.En güzeli ise otobüslerde o kalabalıkta her zaman bir yer verenin olması,ayakta yolculuk etmek yerine oturuyorum,yada bir yerde nadirde olsa sıra beklerken yerini veren oluyor işte bu da ihtiyarlığın güzel ve bir o kadarda trajikomik yani, Aslında o şu anlama geliyor sen yaşlısın artık daha fazla ayakta duramazsın, ama benim eksiğim yok ki, olsun genç değilsin artık yaz bunu o bunak kafana.
Şimdi ise unutkanlık bunaklık korkusu başladı. İşte o zaman daha beter alay konusu olmak var gülmek geldi içimden bir anda neyse bu kadar yeterli olacak sanırım,şunu söylemek istiyorum son olarak elbet bir gün sizde yaşlanacaksınız, sizde benim içinde buluğum durumu elbet yaşayacaksınız ve anlayacaksınız ki gençlik gitti mi geri gelmiyor ve en önemli olan hayatı dolu dolu yaşayıp ondan zevk almaya bakmaktır…… yazan:Orhan keşkekoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder